6 Nisan 2017

Okunanlar | İzlenenler Mart '17


Gözyaşı Konağı Ada,1876 - Şebnem İşigüzel
İletişim Yayınları

   Bu kitabı birisine hediye alırken arka kapak yazısını görüp çok etkilendim ve çok meraklandım çünkü öyle bir yerde yazı bitiyor ki alın okuyun diyor. Yazıda ilgimi çeken nokta 1876 yılında gayrimeşru çocuğunu doğurmak üzere Büyükada'ya gönderilen bir kadının dilinden yazılması ve kitabın adı fazlasıyla ilgi çekiyor. Öbür yandan daha önce hiç Şebnem İşigüzel okumamam ve beğenilen bir yazar olduğunu yorumlarda okuyunca bu kitap da benim için başlangıç olsun dedim. Fakat başlangıç için sanırım iyi bir kitap olmadı. Nedenlerinden biri; ada hikayeleri veya konak hikayeleri çok ilgimi çekmesine rağmen sanki bunu istediğim kadar çok alamadım. Diğer ve beni çok rahatsız eden bir durum ise kitabın dilinden dinlediğimiz kadın en olmasını istemediğim yerlerde bile annesi ve kızkardeşleriyle yaşadıkları olayları anlatıp durması. Bunları anlatması en başta güzel anılar gibi gelse de sonradan sıkıcı bir hale gelip ilgimi çekmemeye başladı. Yine de anlatım dilini, kitaptaki kibar ve kırılgan dokunuşları, gözyaşı konağının nerden geldiğini öğrenmek güzeldi. Bu yüzden başka kitaplarıyla şansımı deneyeceğim. 

   Mart ayında okuduğum diğer bir kitap ise Cover to Cover adlı bölümümle ilgili bir tür sanat kitabı olabilecek bir kitaptı. Onun dışında Huzursuzluğun Kitabı'na ve Kolera Günlerinde Aşk'a başlamıştım ama yoğunluğum sebebi ile elime aldığımı devam edemeyecek noktaya geldim. 


  
   Geçen yıl filmi olacağını öğrendiğimden beri iple çekiyordum çünkü çok harika bir iş çıkacağını biliyordum. Bu yüzden çıktığı gün uçar gibi gittim. Çok eğlenceli, hafif gerilimli ve muhteşem bir görsel şölenle dolu filmdi. Daha önce Fransız versiyonu çıkınca da hemen sinemaya gitmiştim ve hatılıyorum da o film nasıl karanlıktı ama söylemeliyim ki o filmideki kostümler dönem Fransız kıyafetlerindeki abartı fazlasıyla vardı. Fransız yapımında müzikler çok ön planda değildi diye hatırlıyorum ve daha çok gerilim filmi gibiydi ama o versiyonunu da beğenmiştim sadece görsel efektleri bunun kadar mükemmel değildi beklenildiği gibi çünkü Walt Disney bunun öncüsü olarak her filmde teknikleri hızlı ilerliyor. Bu nedenle Disney yapımı bu versiyonunda Güzel ve Çirkin, dolu dolu ve masal dünyasına atlayarak keyifle izlemeyi sunuyor. 

  

   Geçen ay Mad Men'i nasıl keyifle izlediğimi anlatmıştım. Her bir bölümden sonra hemen diğer bölümde ne olacak diye beklerken Mart Ayında 5. sezonu da bitirip 6'ya başladım. Yıllar geçtikçe kostüm, saç ve makyaj değişimlerini görmek bile beni çok mutlu ediyor. 


   Son zamanların en ama en güzel dizisi: This is Us. Bana göre başarısının nedenlerinden biri her bir karakter yaşamdan gerçek izler taşıyor ve onu samimi bir şekilde izleyene sunuyor ya da daha doğrusu izleyene hayatta yaşadıkları bir ekranda başka birisi onun rolüne girmiş bir şekilde iletiyor. Başarılı olmasının diğer nedenlerinden biri Amerikan yapımı çoğu dizilerde tek gecelik ilişkiler, ne yaptığını bilmez veya fazlasıyla abartılmış karakterler ön planda ve pek fazla duyguları hedef alan senaryoları olmuyor gibi. Bunu genellemiyorum ama okuduğum yorumlarda ve anlatılanlardan da Amerikalıların da Kore dizilerine sarması veya Güney Amerikalıların Türk dizilerini izlemeye başlaması senaryoların merkezinde duyguyu iletme ve duyguları hedef alan senaryoları olması. Bu nedenle This is Us dizisi de merkezinde duyguyu ele almasının sonucunda Amerika'da bu diziye başarı yansıyor. Her çıktığı yeni bölümle kendisine daha fazla bağlıyor. İlk sezonu bitti ve izlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim çok seveceksiniz.


Mart ayının kötü geçeceği Şubat'ta sinyalleri verilmişti ve sonuç da belli. Nisan bundan daha da fena olcak gibi. Mayıs Haziran gibi toparlanacağım günleri iple çekiyorum.