4 Ağustos 2016

Okunanlar | İzlenenler Temmuz '16



Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini
Everest Yayınları

   Temmuz ayının sıcakları ve yaşanan üzücü olaylar nedeniyle okuma hızım çok düştü çünkü hiç okuyasım gelmiyor. Ağustos ayında bunu kırmaya çalışıyorum ve göreceğiz ne kadar başarılı olabileceğim. 

   Uçurtma Avcısı elimde iki gün kalabilen bir kitap oldu. Nedeni ise güçlü, merak uyandıran ve bir o kadar üzücü olayları takip ettiren bir kitap olunca kitabı bitirmeden içim hiç rahat etmedi. Kitap çıkalı 10 yıl oldu ama benim hep okumayı ertelediğim bir kitaptı. Neden yaptıysam? Ertelediğime biraz pişmandım ama yaşananları görünce kitabın içine kendimi de yerleştirdim ve dayanılmaz oldu. Çok zor. 


Merhamet - Toni Morrison
Sel Yayıncılık 

   Merhamet'e hevesle başlamamın nedeni Toni Morrison'ın kitabını ilk kez okuyacak olmamdı lakin hevesim bir kırıldı kitabın yarısından sonrası süründü durdu her ne kadar kısa bir kitap olsa da. Bu nedenle kitaptan istediğim tadı da alamadım. Bilmiyorum, belki başka bir kitabında durum daha iyi olur.

   Bu kitaplara ek olarak Alice Hakkındaki Gerçek'i okudum ama hiç benlik bir şey değilmiş. Lise çağındaki öğrencilerin dedikoduları ve sonuçları gibi bir şey. İlgimi çekmediği için bu bölüm de, şu bölüm de geçsin diyerek bitirdim.


   Kitaplar okuma konusunda çok ilerleme kaydedemesem de hiç izlemediğim kadar film izleyip durdum. Bunlardan ilki The Great Gatsby. Fragmanına hiç göz atmamıştım sadece afişine ve oyuncularına bakarak bunu izlemeliyim diye listeme attığımı biliyorum. Bu yüzden ilk sahneyi gördüğümde hiç böyle çekileceğini düşünmemiştim. En başta çok ilgimi çekti ve merak edip durdum ama filmin sonunda keşke böyle ilerlemese diyerek düşünüp durdum. Görseller, efektler çok iyi ama bu filme olmamış mı ya da tam bunun için mi olmuş karar veremeyerek filmi bitirdim.


   Bir sinema salonu 25 yaşa kadar Temmuz ayı boyunca her Salı bedava bilet veriyordu ve onu kullanabilmek salonda bana göre iyi olabilcekleri izledim. The BFG'den ümitliydim ve aslında güzel bir film fakat bazı sahneler gerçekten çok uzun tutulmuştu ve esneyerek izliyordum. Görselliğine hiçbir şey diyemiyorum ki Disney'den sonuç olarak. En sevdiğim sahne ise izleyenler görmüştür; rüyaların toplandığı bir ağaç var o sahne mükemmeldi. Çocukken izleseydim gözümde çok büyür ve çok beğenirdim diye düşünüyorum. Film bana göre yatmaya gitmeden önce sakin bir şeyler izleyip uyuya kalmalık filmlerden gibi. Bir de rüyaya o ağaçlı sahne girse tadından yenmez.



   Reign'in 2. sezonunda sıkıldığım için 3. sezona çok bakasım yoktu ama bir anda başlayıverdim. 3. sezon çok çalkantılı ve çok olaylı oldu. Özellikle Lost Girl'den beğendiğim Rachel Skarsten'i Queen Elizabeth rolünde görünce dizi benim için daha da güzelleşti. 


   Outlander'ın 2. sezonuna kitapları okumadan başlamayacaktım ama resmen dayanamadım. Yine bayılarak izledim. Son bölüm ise hiç tahmin etmediğim bir bölümdü. Sezonu şok olarak bitirdim ve üçüncü sezonda ne olacak hiçbir fikrim yok.


  Çok ilginç bir şekilde havalimanı, uçuş gibi özlemim oluştu ve bunu kırmak için bir filme bakıyordum ki The Terminal karşıma çıktı ve oyuncuları görünce beklemeden izledim. Ülkesi artık ABD tarafından tanınmayan bir yolcunun havalimanında bekleyişle geçen ömrünü konu oluyor ve neler neler yapıyor. Hem çok tatlı hem çok üzücü bir şekilde ilerleyen bir film. Ben çok severek izledim ve özlemimi de biraz olsun kırmış oldu.


   Bedava bilet gününde bu kez Ice Age'i seçtim. Açıkçası seriyi baştan oturup hiç izlemededim ilk iki filmi biliyor gibiyim, 4 hiç yok. Yine de çok bişey kaybetmeyeceğimi bilerek izledim. Film güzeldi ve bazı bölümler de yine sıkılsam da sevdim. Altyazılı gittim ama dublajlı gitsem bundan daha mı çok keyif alırdım bilemiyorum. Bir de kristalli bir sahne vardı. Oraya beni kapasalar diye düşünüp durdum :)


   Lucy bana tavsiye edilmiş bir filmdi ve yine ertelediğim günlerde izleyemedim. Baktım film izleyip duruyorum bunu da oturup izleyeyim dedim. İnsan beynini %100 kapasite ile kullansa neler olur gibi bir sorunun cevabını vermeye çalışan bir film. Kurulan senaryo ve yaşananlar ağzı açık bırakacak şekilde. Kurgusunu ve gidişatını sevsem de bir eksiklik var gibi hissettim ve sonu birazcık komik bile gelse de genel hatlarıyla bayağı sevdimç. 


   Bu kadar filmin içinde ve izlediğim diğer filmler içerisinde de en sevdiğim ise The Help oldu. Birincisi 1960'ları yansatan filmleri çok seiyorum. İkincisi Irk sorununu güzel bir şekilde yansıtan film olmuş. Üçüncüsü bu film hem sıcak, hem eğlenceli hem de problemi çözme şekli çok güzeldi. Filme tam anlamıyla bayıldım ve bana olumsuz gelen hiçbir şey yok. Bu tarz filmler seversen ve izlemediyseniz bunu kesinlikle tavsiye ederim. 



   Bir müzikalin arka plan çalışmalarına katıldığımda Chicago'nun şarkıları da vardı ve o müzikalde en sevdiğim bölüm Chicago idi. Fakat daha önce filmini izlememiştim, bu nedenle bu eksiğimi de kapamak istedim. Filmdeki bütün şarkıları bilerek izlesem de çok sevdim. Ortada bir suç, hapishaneden çıkmaya çalışma ve görsellik üstüne bir film ve müzikal tadında olunca daha da güzelleşiyor benim için. 


   Çok beklenti içine girmeyerek ve büyük ihtimalle sevmem diye başlamıştım ama beni ters köşeye yatıran bir dizi Orphan Black. İlk bölümden hiç bekletmeden aksiyona dalan ve yanında gizemi de sürüklüyerek devam eden bir dizi. İlk sezonu nasıl bitirdim hiç anlamadım. Ortada klonlanmış bireyler var ve her birinin hayatları ayrı ayrı ilginç ve elbette birisinin ki daha da merak konusu oluyor. İçeriğine çok girmek istemem ama güzel bir dizi. Şuan ikinci sezonu yarıladım sayılır tempo daha düşük ama soru işaretleri de hiç bitmiyor. 


   Son bedava bileti de Zootropolis ile kapattım. Çok tatlı bir filmdi ve hayvanları bu şekilde yerleştirmeleri hele de o tavşan ve kuzu çok harika olmuş. Yine ortalarında bir duraklama bölümü olsa da sıkmayan ve korku dolu sahneleriyle çok beğendim. Peki ya Shakira'ya ne demeli :)


Bu ay sonunda gerçekten kendime hayret ettim 8 film ve 3 dizi ile hiç yapmayacağım bir işi yaptım ve buna bağlı olarak kitap sayısı da azaldı ama bir orta yolu bulacağım.  

3 Temmuz 2016

Okunanlar | İzlenenler Haziran '16


Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar
İletişim Yayınları

   Puslu Kıtalar Atlası çok konuşulan, çok övülen kitaplardan biri olması nedeniyle aklımda olan ama bir türlü almadığım bir kitaptı. Ocak ayındaki kitap fuarında 20.yıla özel baskısını görünce bu sefer almayı ertelemedim ama okumayı yine biraz ertelemiştim. Arka Kapak dergisinde Puslu Kıtalar Atlası ele alındığında bunu bir fırsat olarak görüp okudum. 

   Kitap o kadar değişikti ki nereye koyacağımı bilmiyorum; fantastik gibi ama değil, tarihi gibi ama değil, en iyisi tarihi kurgu diyeceğim ama o da değil gibi. Bu kategorileştirmeye çalışma dışında macera sever bir baba, oğlunu maceraya teşvik ederek hikaye şekilleniyor. İlk başlarda kitabı anlayamadığımı düşünüyordum ve okurken zorlanmıştım bu yüzden de istediğim hızda kitapta ilerleyemedim. Sanırım bu durum yazarın üslubundan kaynaklı ama sayfalar geçtikçe alışmak çok kolay oldu ve kitabı elimden bırakmak istemedim. Kitabı sevdim ama en sevdiğim cümle ise şu oldu: 
"... bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim."

   Arka Kapak dergisini ise ilk kez almış oldum. Dergiye çok ısınamadığımdan almamıştım ama ilgimi çeken konular oldukça alabilirim. İç sayfa tasarımlarını ise beğendim; sade ve derli toplu. Şimdilik hala okuduğum dosya kısmıylayım ama ileriki aylarda biter mi bu sayısı geçmiş dergiler. 



Danimarkalı Kız - David Ebershoff
Pegasus Yayınları 

   Danimarkalı Kız çok hevesle başladığım bir kitaptı çünkü filmini çok beğenmiştim. Genelde kitaplar daha güzel gibi gelir ama filmde istediğimizi bulamayız ya, bu sefer tam tersi oldu; kitapta istediğimi bulamadım. Kopuk kopuk geçişler ve sanki her karakterde kopuk kopuktu. Kitapta tek olumlu bulduğum taraflar Gerda'nın geçmişine daha fazla bakabilmemiz oldu. 


Lizbon'a Gece Treni - Pascal Mercier
Kırmızı Kedi Yayınevi

   Yakın zamanda aldığım bir kitap olan Lizbon'a Gece Treni'ni yurtdışına seyahat etme isteğimin tavanlarındayken bu kitapla gezebilirim diye başladım. Kitabın hiç arka kapağını, yorumlarını okumadan başladım ve beklentim romantik türde, eline bileti almış Lizbon'da bizi gezdirecek bir karakter ve aşkını ele alacağı bir kitap gibi duruyor çünkü kapağa bakarak bu şekilde yargıladım. Okudukça o kadar farklı bir şeyle karşılaştım ki kitap elimde ağırlaşıyor. Nedeni ise kitabın su gibi ilerlemeyip durup düşündürecek çok fazla soru sorması. Konusu kısaca şöyle: Bir dilbilimcinin, Portekizce konuşan bir kadından duyduğu tek kelimeyle dilin büyüsüne kapılıp bu dilin peşinden gitmiştir. Bulduğu Portekizce kitabın içindeki cümleden de etkilenerek kitaptaki Prado'nun izinden gitmek için Lizbon'a ani bir kararla yol alır. 

  Kitap bana göre ağırdı ama içeriğinde seyahat, yeni bir ülke, yeni bir dil olunca okumak ayrı bir zevkli idi. 


Gölgesizler - Hasan Ali Toptaş
İletişim Yayınları

   Ocak ayındaki kitap fuarında bir de Hasan Ali Toptaş kitabı almıştım çünkü İhsan Oktay Anar'da Hasan Ali Toptaş'ta okumak istediğim Türk yazarlardan. Kendime liste yapmıştım Türk yazarları daha çok okumayı hedeflemiştim çünkü okuduğum Türk yazar gerçekten çok az. Bu durumdan ötürü Gölgesizlere başlamıştım. Toptaş'ın bu kitabında beklentim olay örgüsünün sıralı bir şekilde gittiği köy romanıydı gibi bir şeydi ama hiç öyle olmadı. Evet, ortada bir köy var ama olaylar ilerledikçe bütün yer ve zaman kavramı yok olup adeta akıl oyunu gibi nerden ne çıkabilir gibi düşündürerek okutturdu. Beklediğim gibi çıkmaması kitabı bana daha çok sevdirdi ve bu nedenle diğer kitaplarını da edinip okumaya devam edeceğim. 


Senden Önce Ben, Senden Sonra Ben - Jojo Moyes
Pegasus Yayınları 

   Senden Önce Ben sinemalara girmesiyle izleyeceğim bir filmdi çünkü başrollerde Emilia Clarke var (bayılıyorum). Erkek oyuncuyu da pas geçmek olmaz çünkü Açlık Oyunlarında kendisini hiç unutturmadı. Film vizyona girse de ben hala gidemedim, bayramdan sonraya kaldı artık. Kitabı ben çok abartılmış buldum ya da duygusuz modda mı okudum diye düşünüyorum ama ben kitabı beğenmedim. Başta sevmediğim şey yazarın birinci tekil şahıs şeklinde yazması ve diğer karakterin bölümünün birer parça olup yine birinci tekil şahıs şeklinde yazılmasını beğenemedim. Genel olarak kitabı sanki küçük yaşta birisi yazmış gibiydi ki karakterleri 30 yaş civarında düşünürsek bana hoş gelmedi. Bir ara gerçekten sıkıldığım durumlar olmasına rağmen son kısmı hüzünlendiriyor. 480 sayfayı sanki boşuna okumuş gibi hissetsem de filmine gidip daha çok beğeneceğimi hissediyorum.

   Filmine gidene kadar Senden Sonra Ben'i okuyayım demiştim, keşke demeseydim. Çok gereksiz bir kitap ve zaman kaybı bir kitap. Sırf bitirmek için göz gezdirerek okudum sayabilirim. Bazı sayfalar nasıl zorla geçiyor, nasıl zoraki bir kurgu diye düşündüm. İlk kitap öylece kalsaymış keşke.  



   Film izlemeye yavaştan yavaştan devam ediyorum. Big Eyes'ı sinemalardayken izleyecektim ama sonradan ne oldu da gitmedim bilmiyorum. Film izlemek istediğimde gezinirken Big Eyes'a denk gelince başladım. Film hiç sıkmadan ilerliyor ve ilerlerken sinirimde tavan yapıyordu haksızlık karşısında. Bana göre çok güzel bir filmdi ki yönetmeninin Tim Burton olması ekstra puan olarak yansıyor. 

   Big Eyes'tan hemen sonra Inside Out'ı izledim çünkü bir arkadaşım çok beğenmişti. Kurgusu, fikri mükemmel sürükleyerek gidiyor. Bir ara uzamış sahnelerde sıkıldım gibi oldum ama animasyon olmasıyla çizimlere bakarken o kadar etki etmiyor. 


   Future Learn'nün ücretsiz verdiği animasyon dersine kayıt olmuştum ve orada bu harika kısa animasyon filmini paylaştılar. Sadece 13 dakika ve izlerken zaman o kadar da hızla akıyor ki ne ara bitti oldum. Uçak tasarımını ve uçağı yapan ilk kadını anlatan stop-motion tekniğinde bir film. İzlerken sahnelere, çizimlere bayılacaksınız. İzlemek isterseniz linkini buraya ekliyorum. 


   Son yazılarımda hep paylaşıyorum New Girl'ü ama bir süre paylaşmayacağım çünkü 5. sezonuda hemen bitirdim ve gözüm altıda. Biraz boşluğa düştüm sanki. Canım her sıkıldığında ya da yemek yediğimde her bölüm 20 dakika olduğu için hemen açıyordum. Bu sezon Megan Fox'un katılmasını çok sevmesemde hızlıca geçen bir sezondu. 


  Tabii ki Game of Thrones'ta 6. sezonu da o nasıl bir finaldi diye bitirdim. Elimizde artık kitap olmadığı için artık önceden de sahneleri tahmin edemiyorum. Kitaptan ümidi keseyim en iyisi. 

Bu diziler bitince çerezlik dizi niyetine Reign'nin üçüncü sezonuna başladım. Ayrıca Outlander'ın ikinci sezonu için kitapları okuyayım da devam edeyim diye düşünüyordum ama  bekleyemeden başladım *-*

22 Haziran 2016

Bahar Okuma Şenliği Sonu 2016

Bahar şenliği benim için çok verimli geçmedi ve tatile girdiğim günden beri okuma hızımı hızlandırmaya çalışsam da diğer ayların boşluğunu dolduramadı. Okuma şenliği bir şekilde devam edecek olsa da bu yıl katılabileceğimi sanmıyorum çünkü şenlik olunca bir telaş hali oluyor ve kendimi kitaplara gömmek istiyorum. Yapılacak diğer işlerimde olduğu için kendimi dengede tutabilmek için listesiz okumaya devam edeceğim ama şenliklere de alışınca şimdi ne okusam ki diye düşüncelere şimdiden başladım. Bunun için Pinuccia'nın instagramda duyuracağı şenliği de merakla bekliyorum.

2. Kategori (10 puan): Bir çizgi roman veya manga veya foto roman.
DumAnkara / Levent Cantek / İletişim Yayınları / 224 sayfa


4. Kategori (10 puan): Anti-kahraman bir karaktere sahip bir kitap. 
Ejderhaların Dansı I-II / George R.R. Martin / Epsilon Yayınevi / 1169 Sayfa

7. Kategori (10 puan): "Kadın" temalı bir kitap.
Kadınsız Erkekler / Haruki Murakami / Doğan Kitap / 217 sayfa


10. Kategori (10 puan): Normalde okumayacağınız veya uzak duracağınız türde bir kitap.
Deneme Üzerine Bir Karşılaştırmalı Edebiyat Çalışması / Gürsel Aytaç / Hece Yayınları / 237 sayfa


15. Kategori (10 puan): Genç yetişkin türünde bir kitap.
Kan ve Tuz / Kim Liggett / Yabancı Yayınları / 360 sayfa


22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.

-2 Türk 2 Yabancı Erkek Yazarlar-
Gölgesizler / Hasan Ali Toptaş / İletişim Yayınları / 232 sayfa
Puslu Kıtalar Atlası / İhsan Oktay Anar / İletişim Yayınları / 238 sayfa
Danimarkalı Kız / David Ebershoff / Pegasus Yayınları / 365 sayfa
Lizbon'a Gece Treni / Pascal Mercier / Kırmızı Kedi Yayınları / 397 sayfa

Toplam 9 kitap: 90 Puan
Toplam 3439 sayfa: 34 Puan
22. kategori bittiği için ekstra 40 puan
Toplam: 164 puan

10 Haziran 2016

Kırtasiye Alışverişi #13


   Uzun süre zarfında küçük küçük ürünleri toplamışım fark etmeden. Youth Times diye geçen renkli defteri üniversitenin kırtasiyesinden bulup aldım ve daha da güzel defterler var ama pahalılar. Renklerine bayıldığım için biraz pahalı gelse de aldım.

   Canson suluboya kağıdını, Zig fırçayı, Zig altın mürekkebi ve kalemleri tahtakalehobi.com'dan temin ettim. Siprarişten memnumdum ama kalemlerin hepsi Zebra sarasa diye almıştım ama bronz renkli olan Uniball geldi. Rengini beğendiğim için çok da sorun etmedim. Bunların hepsini yapmayı düşündüğüm bir proje için almıştım ama projede netletmeşdiğim için şimdilik beklemedeler.

   Washi bantları ise aklıma gelmeyecek bir yerde buldum: Bauhaus. Bantlar için bir stant yapmışlar ve bayağı çeşitliydi ama çok albenili olan yoktu. Yine de en iyi alınabilecekler yaldızlı olanlardı. Ananaslı aliexpress'te çok görüp almayı vazgeçmiştim ama karşıma çıkınca aldım. Oklu olanı geçen alışverişim aliexpress'ten aldığım aynısı. Ek olarak kalpli ve mavi zigzaglıyı aldım. Tanesi 6 lira ve aliexpress'e göre biraz pahalı ama görüp hemen almak da farklı oluyor.

   Yıldızlı ahşap süsler ve hasır ipli siyah makası Porland'dan aldım. Süs objesi olsa da çift taraflı bir kullanım sağlıyor. Makası da gayet keskin.


   En üstteki fotoğrafı çekip bloga yükleyene kadar üstteki üç miniği de aldım. Galeri Ekin'de çok tatlı stickerlar oluyor ve gittiğim de oyuncak askerli gözüme çarptı. 

   Minik çiçekli defter ise Nezih'ten. İçi ise pembe puantiyeli. Kullanmaktan çok dekoratiflik bile çok tatlı duruyor. ^-^


8 Haziran 2016

Okunanlar | İzlenenler Mayıs '16


Kan ve Tuz - Kim Liggett
Yabancı Yayınları

   Nisan ortarsından itibaren elime bir aydır hiç kitap alamamıştım. Yolculuk yapmam gerektiğinde de hafif bir kitap okuyayım diye Dünyanın En Şanslı Kızı'nı okumaya başlamıştım ama devam edemedim. İlk 100 sayfa boyunca evlilik, karmaşa, iş ile ilgili karmaşık yazılar bütünü gibiydi. Bunun haricinde Kitap Oburları ile tur kitabımız olan Kan ve Tuz'u okudum. Bu kitap için de çok olumlu düşüncelerim yok çünkü kitap ortada bir aşk hikayesi olsun ve etrafını nasıl çeşitlendirebiliriz diye yazılmış gibi indirgeyebilirim. Hep bahsedilen siyah ipek kurdele ise kurguyu bağlasın diye ortalıkta geziyor gibiydi. Bu sebeple sevmedim.


Ejderhaların Dansı - George R.R. Martin
Epsilon Yayınevi

   Ejderhaların Dansı pek çok kere şenlik okuma listerime girip bir türlü sıra veremediğim bir kitap olmuştu. Bu sefer şenlik listeme en başta koymamıştım ve kitabı bitirmem ise ilginç. Tabii serinin çıkan son kitabını okumam zorunluluk çünkü dizinin yeni sezonunda izlemediğim her bir bölüm için spoiler görüyordum. Bu yüzden artık kitapları okuyup son sezona hemen başladım ve bölümlerinin çıkmasını bekliyorum. Kitapları biraz zorunluluktan okuduğum için biraz da beşinci sezondaki olaylar olduğu için bazı yerlerini hızla geçmek isteyince kitap elimde azıcık süründü. Fakat şunu gördüm ki dizi ve kitabın uyuşması bu kitaba kadarmış. Dizideki olaylarla Ejderhaların Dansı'nda farklılık ortaya çıktı. Elbette bu kitabı okuyanlar ve diziyi izleyenler için farklı deneyimler sunuyor. 


   Kitapçılardan indirimde kitap olmadığı sürece kitap almadığım için genel olarak dergilere yöneliyorum ama bu sefer de evde okunmamış dergiler alıp başını yürüyor ki iki yıldan fazla okunmayı bekleyen dergiler var. Bu yüzden genelde her ay varsa Grafik Tasarım dergisini ve Sabitfikir'i alıp çıkıyorum. Mayıs ayında ise NatGeo'lar fazlasıyla ilgimi çektiği için ve Artam dergisinin de içeriğinin nasıl olduğu görmek amacıyla aldım. Elbette daha bitmediler ama azimliyim bunları okuyup rafa yerleştireceğim ki NatGeo'larda yarıya geldim ve Artam da yaz dönemi olduğu için ona da 50 sayfalık bir başlangıç yapabildim.


   Bazen Once Upon a Time'dan sıkılıyor gibi olunca anında dizi farklı bir şekilde gelişip izleyiciyi kendine çekmeyi başardığını düşünüyorum. 5. sezonunu da böylece bitirdim ve dolu dolu bir bölümdü. İzleyenler sonunu bilir ve bu şekilde olacağını hiç hayal etmemiştim. Bitti, artık üstüne ne konulabilir dendiği anda kitaptan yeni bir sayfa açılıp dizinin farklı hikayeler sunmasını seviyorum. 


   Diziyi ikinci sezonda bırakıp geri dönmem çok hızlı bir şekilde ilerliyor. 4. sezon da çok eğlenceli bir şekilde gelişti. Şimdi 5. sezonu bitirmeyeyim diye yavaş yavaş ilerlemeye çalışıyorum. 


   Sinemalara giren Alice Aynanın İçinden filmini izleyebilmek için Alice Harikalar Diyarındayı izledim. Yine uzun zamandır listemde idi ama sıra gelmiyordu. Böylece zorunlulukla izleyebilmiş oldum. 


Bu filmi ilk filmden daha çok sevdim çünkü olaylar kopuk kopuk bağlanmış gibi gelmiyordu, ilk filmde biraz böyle hissettim. Diğer bir nedeni ise ilk filmi evde izleyip diğerini sinemada izlemem olabilir. Bu film serisinin görseliğine ise bayılıyorum. Her detay yine çok güzeldi. 

29 Mayıs 2016

Kırtasiye Alışverişi #12 (Aliexpress.com)


   Mart ve Nisan aylarında yaptığım toplu bir aliexpress fotoğrafı yukarıdaki gibidir. Görüldüğü üzere daha çok stickerlardan oluşuyor çünkü bu yıl düzenli tutmaya çalıştığım bir ajanda var ve stickerlar ile süslemek daha keyifli hale getiriyor. 


   En son sipariş verdiklerimden biri ve en çok sevdiğim sticker seti oldu diyebilirim. Kalitesini, temasını ve çizimlerini beğendim. Aradıklarım  genel olarak seyahat ve günlük olaylar temasıydı ve bunu gerektiği şekilde veriyor. Satıcısı ise burada.


   Aldığım süre zarfında baktığım satıcılarda altılı paketler sticker grubunda en ucuz bu satıcıydı. Bir de telefon ile aldığım için birazcık daha indirim oluyordu ve satıcıda güzel çeşitlerde vardı. Yazılı ve süslemeli bir şeyler istediğim için bu stickerı seçtim. Herşeyi çok güzel ama tam kesilmemesi nedeniyle kağıttan almak çok zor.


   Üstteki satıcıdan aldığım bir set daha. Bunun minik minik yüz ifadelerinden oluşması çok hoş ve çizimlerini de çok beğendim.


   Üstteki sticker için ne söylediysem aynısı geçerli. Bu satıcıdan, genel kalitesi ve çeşitliliği nedeni ile memnun kaldım. Diğer çeşitleri için tekrar alışveriş yapabilirim.


   Paper doll mate benim hep favorimdir ve çok tatlı gerçekten. Bu stickerın tek sorun ise arkaplanın tranparan yerine beyaz olarak gelmesi ve kağıdını beğenmedim. Satıcısı burada.


   Sol taraftaki kağıt kıskaçlarını bayılarak aldım. Alıştığımız o klasik siyah tutacaklardan sonra bunların tasarımı çok şık geliyor. Koyu renkleri ve rose gold rengini bu satıcıdan aldım. Gayet iyi durumdalar. Gümüş ve altın rengini bu satıcıda daha ucuz olması nedeniyle aldım ama altın renginin gümüş renginden hiç bir farkı yok gibi. Fotoğrafta hiç değilse çok az belli oluyormuş ama elime aldığımda hiç fark edemiyorum. 

   Siyah, gümüş ve altın minik ataşları buradan aldım ve çok beğendim.
   Düz sarı ataşları ise buradan.
   Yıldız şekilde olan ise fotoğraf veya not tutturmak için çok sevimli görünüyordu fotoğraflarda ama gerçekte o kadar değil. Metalin tahta ile tutturulmuş kısımlarında yapışkan çok fazla kalmış ve hiç dikkat edilmemiş. Sökmeye çalıştım ama olmadı. Boyayım dedim ama rengini de sevdim. Bu yüzden olduğu haliyle biraz kötü de olsa duruyor. Satıcısı.


   Bu ara yaldızlı şeylere takıldığım için bu bantlarda fena halde gözüm vardı. Pembe olanı ise oklu, puantiyeli ve yıldızlının satıcısı hediye yollamış. 
   Rosel gold rengine ise ayrı taktığim için onu da buradan aldım.


   Bu kalemlerden ise çoğu kişi de var ve ben almayı iki yıldır falan erteliyordum. Sonunda onu da buradan aldım ve en geç geleni de bu oldu. 

Alışverişlerde genel olarak sorun yaşamadım. Gecikme, kaybolma da olmadı. Arada aliexpress telefonda uygulamayla alınca %5 indirim gibi indirimler yapıyor. Ben de bir kısmını böyle aldım ve birazcık daha ucuz oldu. Beğendiğim stickerlar ve washi tapeler daha var ve onları da sepete ekledim ve bekletiyorum.

21 Mayıs 2016

Okunanlar | İzlenenler Nisan '16


Kadınsız Erkekler - Haruki Murakami 
Doğan Kitap

   Nisan ayı diğer aylara göre daha kötü geçti, okulun ağırlıyla doğru orantılı olarak. Mayıs ayı da kötü geçiyor ki bu yazıyı Mayıs biterken yazabiliyorum. Okulum ağır olduğu için öykü okumak istedim, romanlarda kopukluklar oluşmasın diye. En son siparişimde aldığım Kadınsız Erkekler'i okudum. Haruki Murakami'yi 1Q84 ile çok sevmiştim ve üstüne diğer kitaplarını okumak istiyordum ama bir türlü olmamıştı. Bu yüzden öykü kitabı da olsa bir kitabını daha okumuş olmak beni çok sevindirdi. Birkaç öykü dışında genel olarak beğendiğim bir kitap oldu çünkü öyküler havadan başlayıp havada kalmıyordu. Öykü okuduğum zaman bazıları bana çok havadaymış gibi bir his bırakıyor ve bu kitapta onun olmaması öykünün birazcık roman havasında olmasını çok sevdim.  


Okurken Ne Görürüz? - Peter Mendelsund
Metis Yayınları

   Okulda dersim için okunması gereken kitaplardandı ve bunu okuduğuma çok memnunum. 'Okurken hep bir şeyler gözümde canlanıyor, sen de nasıl canlanıyor okudukların?' sorusuna cevabı çok güzel veren bir kitap. Kitap sayfalarca size şöyle böyle olur diye anlatmıyor. Örneklerle, illustrasyonlarla ve grafik ögeler ile okurken keyif alacağınız bir kitap kesinlikle. 

   Bunlara ek olarak yine ders için  Deneme Üzerine Bir Karşılaştırma Edebiyat Çalışması adlı kitabı okuyarak ayı bitirdim. 


   Cinemaximum'da bedava biletimiz vardı, bu nedenle sinemaya da gidip bir şeyler izlemek istiyordum. The Jungle Book çıkmasıyla hemen izlemek istedim ve özellikle IMAX seçtim ama koltuğu kötü seçtiğim için ekrana tam bakabilmek için boynum tutuldu ve tabii ki görüntülerle de midem bulanıyordu. Filmin en harika kısmı ise hayvanların animasyon ile oynatılmasının mükemmel olması. Siyah kaplanda özellikle tüylerinin parlaklığından çok güzel duruyor. Filmin akışı, görüntüleri, sesleri çok güzeldi ama kötü koltuk nedeniyle pek istediğim gibi keyif alamadım.


   Evde film izleyebilen birisi pek değilim ama bir gün kitap, dizi, film üçlemesinin çok arasında kaldım ve farklı bir şey yapayım diyerek film seçtim. İzlenecek film listem uzun ama hep erteliyorum ve bu filmi de yabancılardan birisi özellikle tavsiye etmişti ama üzerinden 4 yıl geçerek bekletiyordum. Baktım bir buçuk saat sürüyor bir de Woody Allen ve afişte de Van Gogh esintili, artık ertelenmemeli. Uzun uzun anlatmayacağım, bayıldım, bayıldım. Filmden sıcaklık ve samimilik gibi duygular akıyordu ki bunda film müzikleri ve Paris etkisi de büyük. Daha da ertelemeden izlenilcek bir filmmiş. 



   New Girl'ün üçüncü sezonunu da bitirdim. Kısa bölümler olduğu için yoğun dönemlerimde izlemesi kolay oluyor. İlk iki sezonunu çok sevmemiştim hatta yarıda bırakmıştım ama uzun aradan sonra tekrar dönünce bayağı severek izliyorum. Bu nedenle 4.sezonuna da vakit kaybetmeden başladım. 


25 Nisan 2016

Kitap Alışverişi #26


  Mart'tan beri ara ara kitaplar alıyordum ve hediye gelenlerlele birlikte hatrı sayılır bir şekilde birikmişler. 


   Cesur Yeni Dünya ve Fahrenheit 451 okunması gerekenlerden ama internetten almaya kalkınca bu kitaplar hariç her şeye sıra geldiği için D&r'ın 9.90 kampanyasından hemen aldım. Tespih Ağacının Gölgesinde'nin çevirisi pek iyi değil diye duymuştum ama bulunca aldım. Gözlerim Adalet'i arıyordu ama ilk gittiğimde bulamamıştım ve daha sonra gittiğimde hala okumadığım Uçurtma Avcısı ile birlikte aldım. 


   İdefıx'ten alınan grubu ise bu kadar. DumAnkara ve Okurken Ne Görürüz? dersim için lazım olan kitaplardı ve kargo ücreti ödemeyim diye merak ettiğim diğer iki kitapları da ekledim. Bu grupta Lizbon'a Gece Treni hariç diğerlerini bu yazıyı yazana kadar bitirdim bile.


   Babil.com'dan aldıklarım ise yukarıdakiler. Yine dersim için Deneme Üzerine adlı kitap lazımdı ve aldığım dönemde 75 liralık alışverişin 20 lirası hediye olan BKM Express kampanyası vardı ve bende yararlanmak istedim. Doğan Kitap'tan çıkan kitapları ne alsam diye düşünürken gördüm ve konularını okuduğumda çok ilgimi çekti ve o yüzden ekledim. Yaz okumalarına bu iki kitabı eklemeyi planlıyorum. Yüzyıllık Yalnızlık'ta Gabriel Garcia Marquez'le pek barışık olamamıştım ama bu kez Pinnucia sayesinden öğrendiğim okuma listesiyle tekrardan başlamak istediğim için listenin ilk kitabı olan Yaprak Fırtınası'nı da ekledim. Kadınsız Erkekler'i ise daha yeni bitirdim ve oldukça güzel öyküler vardı. 


   Pegasus Yayınları harika bir koli yollamış ve içinden bu güzellikler çıktı ve açıkçası en sevindiğim Mutluluk Seti oldu çünkü çok tatlı bir paket.


Mutluluk setinin içinden çıkanlar pozitif yazılarla dolu bir kitap, harika tasarımlı bir çanta ve 6 tane sevimli kartlar. Gerçekten seti açtığınızda yüzünüzdeki gülümseme kocaman oluyor.


Bu sevimli kartlar!



Çanta, tam bir yazın kitap taşıma çantası olmaya aday.


Ve Yabancı Yayınları'ndan ise yine çok güzel bir kitap tasarımına sahip hediye bir kitap geldi. Belki ben Dünyanın En Şanslı Kızı değilim ama kitap bu başlıkla çok merak ettirdiği kesin.